otobüsteyim... 3 yıldır boş boş duran eski un fabrikası yıkılıyor, yerine bir yenisi yapılandırılmak üzere. her yer toz bulutu, kürekler çalışıyor harıl harıl, sesler geliyor... buraya kadar her şey normal, olması gerektiği gibi. normal olmayan şey; insanların çocuklarıyla o toz bulutunun içinde demir savaşına girmesi. bir parça demir için içe çekilen milyonlarca zerre toz, çekilen eziyet... o demirden gelecek ekmek parası...
bu durumun suçlularını ben de onlar da biliyoruz. en iyisi suçu bambaşka birine atmak, küreği kullanan yorgun, gözlerini tozdan açamayan, tıknaz, elinde sigarasını derin derin içine çeken amcaya...
bir çocuk ağlıyor köşede, demir alamamış herhalde. belki de başka birşeydir ağladığı ama o an öyle gelmiyor bana. çocuğun gözleri bana madenci arkadaşlarını göçük altında kaybeden yeşil gözlü amcayı hatırlatıyor. o an o resim gözlerimin önüne geliyor, düşünüyorum, suçluyu bu sefer buluyorum; toprak.. suçlusun toprak.. toprak dediğin çöker mi? kayar mı ? durmalı yerinde toprak. durmalı ki altta çalışan işçiler nefes almaya devam etsin, durmalı ki kapitalist düzen daha çok yesin..
madencilerin kurtarma çalışmaları bana ağustosu hatırlatıyor.. göçük altında kalan binlerce insanı düşünüyorum.. ama orda da suçluyu hemen buluyorum; Veli Göçer. sanki bütün ölen insanların evlerini o inşa etmiş gibi. sanki işin içinde hiç mühendis, hiç yapı denetim, hiç başka müteahhit yokmuş gibi..
göçük derken de aklıma okulum geliyor.. çökecek diye beklediğimiz okula yapılan yeni duvarlar, yeni odalar.. sınav olmaya sınıf bulamadığımız okulda hocalara ayrı oda ayırıyoruz, aman bir arada kalıp rahatları bozulmasın diye...
çok fazla düşünmenin pek hayra alamet olmadığı geliyor aklıma hemen düşünmeyi bırakıyorum, daha hayırsız bir şey yapıyorum; düşüncelerimi yazıya döküyorum (:
17 Aralık 2009 Perşembe
...karmaşa...
Gönderen cafefora zaman: 10:18 0 yorum
Etiketler: içimden gelenler
1 Aralık 2009 Salı
bildiğimiz salata
Bildiğimiz iki domates iki parça soğanla yapılan salataya azıcık baharat ekledim. Çok farklı birşey olmadı ama daha lezzetli oldu (:
Malzemeler:
- 3 adet domates
- 1 adet salatalık
- 1 adet soğan
- 1 adet sivri biber
- bir tutam maydanoz
- nane, kekik, tuz, pulbiber
- 1 yemek kaşığı nar ekşisi
- 3 yemek kaşığı zeytinyağı
- 1 adet limon
Soğanları ince ince hilal şeklinde doğrayıp tuzla ovalayıp yıkadık. Domateslerin kabuğunu soyup küp küp doğruyoruz. Saltalıkları küp küp biberleri halka halka doğradık. Maydanozları ince ince kıydık.
Sos için, sıvıyağ, tuz, baharatları, limon suyunu, nar ekşisini karıştırıyoruz. Salatanın üzerine döküp karıştırıyoruz (:
Gönderen cafefora zaman: 03:13 1 yorum
Etiketler: mezelerim ve salatalarım
pırasa alternatifleri (:
pırasayı sevemiyorum yiyemiyorum. farklı şekillerde deniyorum tüketebilmek için ama yok onda da başarılı olamıyorum :( en son olarak böreğin içine koydum fakat ben hariç herkes severek yedi :)
Malzemeler:
- 4-5 adet yufka
- 1 adet yumurta
- 1 çay bardağı sğt
- 1 çay bardağı sıvıyağ
- yarım kilo pırasa
- 2 yemek kaşığı sıvıyağ
- 1 tatlı kaşığı biber salçası
- tuz, karabiber, pulbiber
- susam
Öncelikle pırasalar küçük küçük doğranır, sıvıyağ ile kavurulur. Sarardıktan sonra içine salça, tuz ve baharatlar eklenip kavurulur.
Ayrı bir kapta 1 çay bardağı sıvıyağ, süt ve yumurta karıştırılır.
İlk yufka yağlanmış tepsiye serilir, üzerine kavurduğumuz pırasadan koyulup 2 yemek kaşığı kadar sütlü sostan dökülür. Her yufka katı için aynı işlem tekrarlanır. Son yufka serilip sütlü sostan bol miktarda eklenip susam serpilir.
Üzeri kızarana dek pişirilir.
Dipnot: Arzu ederseniz peynir de ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun (:
Gönderen cafefora zaman: 02:58 0 yorum
Etiketler: hamur işlerim
29 Kasım 2009 Pazar
sinir buhranlarım üzerine...
bazen düşünüyorum üniversitelerimiz neden var diye?
birer birey oluşturmak için mi? yoksa liseden kopup gelmiş fırlama çocukları adam etmek için mi? sınırlamak için mi beyinleri? yoksa çeşitli kurumların para kazanması için mi?
bir üniversite ki öğrenci topluluklarına ket vuran, okuldaki küçücük konferans salonunu bile öğrencisinden esirgeyen...
ve ben sormak istiyorum ben diğer üniversitelerdeki öğrencilerle aynı harcı veriyorum, kendi üniversitemin diğer ilçelerdeki bölümleriyle de aynı harcı veriyorum fakat ben onlarla aynı seviyede özgür olamıyor aynı ölçüde yararlanamıyorum üniversite imkanlarından...
çay dökülüyor diye okulun tek faaliyet alanına bizleri sokmayan zihniyeti algılayamamakla birlikte gülüyorum halimize, kendi halime de acıyorum!
Gönderen cafefora zaman: 12:59 0 yorum
Etiketler: içimden gelenler
patlamadaannn önceee, nihayetttttt!!
off az daha yazamasaydım patlayacaktım :) uzun zaman oldu hiçbirşey yazamadım bloğuma :(
kendisini çok özlediğimi fark ettim :) neticede ne kadar anlatırsan anlat sana kalkıp da "susss biiiii" deme yeteneği yok :))
ama işte işin kötü yanı benim anlatacaklarım çokken yazacak vaktim yokkkkkkk :(
son sene olmanın vermiş olduğu ağır ödevler ve de bundan dolayı zamanı kullanma sorunu yaşamam sebebiyle uzak kaldım blogumdan...
oysaki yazacak anlatacak çok şey vardı :)
öncelikle iyi bayramlar :)
sonrasında da bayramda ev hanımı olanlara, evin tek kızı olanlara, sonrasında bütün ev kızlarına kolay gelsin diyorum. farkındayım bayram demek biraz da "yorulmak" demek kadınlar için :) dayanın az kaldı bayram bitiyooor:)
ayrıca bayramı değerlendirin:)) fark ettim ki kadınlarda şöyle bir hafiflik var, bayramda yenilen şeyler kilo yapmıyor gibi geliyor kadınlara. yani demem o ki, kadınlar bayramda yedikleri yemekleri kalori düşünmeden yeme yeteneğine sahip :) ama öncesinde iki gram eder üç gram o da eder 4 kalori o da eder bilmem kaç kilolkalori hesabı yapan halalar, teyzeleri anneler, arkadaşlar bayramda hepsine çizik atıyor :) bu sebeple herkese afiyet bal şeker olsun :)
yedikleriniz kilo olmasın, üre olsun :)
Gönderen cafefora zaman: 12:38 0 yorum
Etiketler: içimden gelenler
30 Ekim 2009 Cuma
Başka semtin çocukları mıyız?
Neresidir bu başka semt? Ötekiler kimlerdir?
İstanbul'un köşesinde kalmış, kendi içinde ayrı bir dünyaya sahip, insanları Türkiye coğrafyasının her bir bölgesinden gelen renk cümbüşü semt...
Bir dönemin ana haber bültenlerinin son dakika haberlerinden sıkça adı duyulan semt...
İstanbul dışında yaşayanların dahi adını duyduğu Taksim kadar meşhur bir semt..
Yeşil otobüslerin giremediği, ama hemen dibindeki TOKİ'lerin milyarlara satıldığı bir semt.. Komşuları elit(!) insanlar olan semt..
herşeyden azar azar :)
Evett evettt evettttt tamir edebildimm :)
Bilgisayarımı tamir edebildimmmm, büyük bir başarı bu benim için :) Ben ki korkardım açmaktan kasayı, hallettim ve de bilgisayar hala kulanılabilir durumda :)
Yazacak çok şey var ama bakalım neresinden başlamalıyım :)
Öncelikle filmlerden başlayasım var, bu kısa sürede bir dünya film izledim..
- The Pianist ( Yeniden izledim,bir çok detayı unutmuşum:) )
- Başka Semtin Çocukları
- How I Met Your Mother ( Dizi)
- Vanilla Sky
- P.S: I Love You
- Hızlı ve Öfkeli ( serinin sonu)
- Türk filmleri, Hababam Sınıfı, Çiçek Abbas, Gülen Gözler :)
Hepsini de severek izledim.. İzlenesi filmler arasında ilk sıradaki; How I Met Your Mother :) Ted seviyorum senii:)
Gönderen cafefora zaman: 05:11 0 yorum
Etiketler: içimden gelenler, izlediklerim



